DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

“Migren yüzünden yaşam kaliteniz düşebilir”

“Migren yüzünden yaşam kaliteniz düşebilir”
20.04.2022
34
A+
A-

Medicana Çamlıca Hastanesi Geleneksel ve Bütünleyici Tıp Bölümü Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Erdal Dilekçi, migrene ilişkin bilgiler verdi. Baş ağrısı şikayetinin dünya genelinde insanlarda görülme oranının yüzde 16 oranında olduğunu belirten Doç. Dr. Erdal Dilekçi, “İnsanların yüzde 90’ından fazlası hayatlarının bir döneminde baş ağrısıyla karşılaşmaktadır. Baş ağrılarının büyük bir çoğunluğu primer baş ağrısı tipinde olup, bu grupta en sık görülenler migren ve gerilim tipi baş ağrısıdır. Migrenin değişen aralıklarla ataklar halinde görülen baş ağrısı tipidir. Ağrı çoğu vakit ense, şakaklardan başlayarak göz çevresinde yoğunlaşan, zonklayıcı karakterdedir. Ataklar öncesinde veya hamle derhal bulantı, kusma, ses ve ışığa karşısında hassasiyet görülebilir” dedi.

Migren nedeninin net olarak bilinmediğini söyleyen Doç. Dr. Erdal Dilekçi, “Kalıtımsal geçiş konusunda bilhassa ailesinde migren olan kişilerde daha sık görüldüğü gösterilmiştir. başkaca kadınlarda sık görülmesi nedeniyle özellikle hormonlar ve buna emrindeki beyin kimyasallarında yaşanan değişimlerin üstünde durulmaktadır. Uyku bozuklukları, hormon taşıyan ilaç kullanımı, mayalı peynir ve şarap gibi mayalanmış alkollü meşrubat, bitmiş gıdalarda kullanılan katkı maddesi maddeleri, kafeinli gıdalar, gerginlik, yüksek eforlu fiziksel aktiviteler ile hava değişimleri migren ataklarını ortaya çıkaran çevresel etmenler olarak karşımıza çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Erdal Dilekçi, migrenin belirtilerini şöyle anlattı: “Migren atakları sıklıkla 20’li yaşlarda başlamakla beraber her yaşta görülebilmektedir. Migren atağı prodrom, aura, baş ağrısı ve postdrom (hücum sonrası) olarak dört evrede incelenirken kişilerde her atakta tüm evreler görülmeyebilir. Prodrom evresi; ataklardan 12-48 saat önce görülebilir. Boyun tutulması, esneme atakları, fazla yeme ricası ya da iştahsızlık, kabızlık, rahatsızlık, kötümserlik ve depresif bulguların olabildiği ruhsal rahatsızlıklar hastalar göre fark edilebilir. Aura: aurasız migren atakları daha sıktır. Yaklaşık 30 dakika süren aura dönemleri titrek, parlak ışıklardan ibaret görsel aura ve elde, dilde uyuşma, karıncalanma ile karakterize duysal aura olarak tanımlanmaktadır. Sancı: genellikle ense, kulak arkası veya şakaklardan başlayan, zonklayıcı, şiddetli ve basınç duygusal ile karakterize ağrılardır. Ağrı hastaların çoğunluğunda tek taraflıdır. Ataklar 30 dakika ile çare edilmediğinde 72 saate kadar uzayabilir. Ataklar esnasında bulantı, kusma, koku, ses ve ışığa karşı hassasiyet ile burun akıntısı çoğunlukla görülmektedir. Postdrom dönem: ağrının azalmasıyla beraber takâtsizlik, dermansızlık ile karakterize dönemdir”.

Migrenin teşhis ve tedavisi konusuna da değinen Doç. Dr. Erdal Dilekçi, “Klinik bulgular ile migren tanısı konmaktadır. Dört evrenin görüldüğü hastalarda tanı konması kolaydır. Laboratuvar ve görüntüleme tetkikleri ile baş ağrısına neden olan hastalıklar dışlanmaktadır. Tedavisini ise ilaç ve ilaç dışı tedaviler edinmek üzere ikiye ayırıyoruz. İlaç tedavilerinde sancı kesiciler, bulantı önleyen ilaçlar, ergot türevleri ve triptan grubu ilaçlar sızı atakları sırasında kullanılmaktadır. Atakları giderek sıklaşan, ayda 2 den artı hamle geçiren hastalarda migren önleyici tedaviler başlanabilir. Bu amaçla beta blokerler, antidepresan grubu ilaçlar, epilepsi ilaçları, kalsiyum kanal blokerleri ile botox kullanılmaktadır. İlaç dışı tedavilerde bilhassa hastanın öyküsünde atak meydana getiren gıdaların tespit edilmesi ve kişinin bunlardan uzaktan durması önerilmektedir. Gıdalar dışında atakları tetikleyen öteki faktörlerin (istek, alkol-sigara tüketimi, koku, uyku düzensizliği gibi) eliminasyonu önemlidir. Hastaların diyet, uyku ve alıştırma programı düzenlenir. Bütün bu tedaviler ve önlemlere rağmen migren tedavisinde yetkisiz kalınmaktadır” dedi.

Son yıllarda ülkemizde özellikle yaşam tarzı değişiklerinin yanı sıra uygulanan akupunktur, ozon terapi, nöral terapi, proloterapi, ağrı mezoterapisi ve kupa-hacamat gibi geleneksel ve bütünleyici tıp (GETAT) yöntemleri ile çok başarılı sonuçlar alındığını vurgulayan Doç. Dr. Dilekçi, “Bu yöntemler ile migren atağını tetikleyici ve neden olan faktörler (bozucu alanlar, kronik inflamasyon sonucu ortaya çıkan asidoz, kas iskelet sistemi kaynaklı tetik nokta ve adale spazmları gibi) çare edilmekle beraber bedenimizin kendini yenilemesine katkıda bulunurlar. Bu yöntemlerle ilgili başarılı sonuçların gösterildiği makaleler gün geçtikçe artmaktadır” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.