DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

‘Bel ve boyun fıtıkları yaşam kalitenizi bozabilir’

‘Bel ve boyun fıtıkları yaşam kalitenizi bozabilir’
16.04.2022
27
A+
A-

Medicana Çamlıca Hastanesi Beyin ve Asap Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun, bel ve boyun fıtıkları hakkında bilgiler verdi. Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun, Covid-19 pandemisi nedeniyle değişen hayat tarzında hareketsizliğin daha fazla arttığını belirterek, “Bel ve boyun fıtığı şikayetlerinde çoğaltma görüldü. Alıştırma hayatının konut hayatı ile birleşmesi, evden egzersiz düzeninin yaygınlaşması; kötü pozisyonda uzun zaman oturma, kesintisiz yatarak televizyon izlemek, bilgisayar, telefon ve tablet kullanımı bel ve boyun fıtığı şikayetlerinde artışa neden olabiliyor” dedi.

Kollarda ve ellerde duyumsuzlaşma, ağrı, dayanıksızlık gibi belirtiler bildiren boyu fıtığının (servikal disk) tedavisinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun, “Boyun fıtığı, boyunda, omuzlarda kişinin jurnal yaşamını negatif etkileyecek derecede ağrı, uyuşturma, zorlama kaybı, his kaybı; boyun, omuz ve sırt kaslarında spazma neden olabilir. Bu ağrılar, anestezi ve zorlama kaybı özellikle sabahtan uyanınca daha pozitif hissedilebilir, hatta ara sıra uykudan uyandıracak şekilde de kendini gösterebilir. İnsan boynunda yedi adet omur bulunur. Her bir omurun birbiri ile arasında disk adını verdiğimiz yastıkçık görevi görebilen kıkırdaklar mevcuttur. Bu kıkırdak yapının yırtılarak, omurga içinde seyreden omurilik veya kola gelen sinirlere baskı yapması sonucu ortaya meydana çıkan duruma boyun fıtığı denir. Boyun fıtığı hastada şiddetli bir boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan sancı ve hissizlik meydana getirir.

Zamanla yırtılan kıkırdak sinirlere baskı yaparsa kolda güçsüzlük, eğer omuriliğin kendisine de bası yaparsa tüm vücutta hareket kusurları ortaya çıkabilir. Boyun fıtığının çok ileri dönemlerinde hasta yatağa bağımlı ayla gelebilir. Boyun fıtığının nedenleri arasında, boyun omurları arasındaki kıkırdağın dejenerasyona (eskime) uğraması, ani ve zinde boyun hareketleri, ağır kaldırmak, ani zıt dönüşler, baş öne eğik olarak uzun süreli kastetmek, masa başında uzun saatler hedeflemek, uygun olmayan yatma biçimi, doğru seçilmeyen yastık ile uyumak, bilhassa emniyet kemeri takmadan araba kullananlarda ani fren sonrası boyna etki eden darbeler, trafik kazaları, geçirilmiş boyun incinmesi, spor yaralanmaları ve osteoporoz sayılabilir” diye konuştu.

Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun, “Boyun fıtığında cerrahi tedavisi ilerlemiş kas gücü kaybı, his ve refleks kaybı, aşırı uyuşma atakları olacak şekilde kol sinirlerine ve omuriliğe baskı yapan boyun fıtıklarında, hap ve fizik tedavi yöntemlerine rağmen şikayetleri süren hastalarda, omurga kırığı ile omurga kayması olanlara, ciddi omurilik ve sinir baskısı olan hastalarda uygulanıyor” ifadelerini kullandı. Dr. Kerim Kenan Coşkun, ayrıca omurgada tümörü ya da enfeksiyonu olan hastalara da tekrar cerrahi çare uygulandığını belirtti.

Boyun fıtığı oluşumunu durdurmak için neler yapılabileceği konusuna değinen Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun, “Durağan hayat bambaşka birçok rahatsızlığa yol açtığı gibi, boyun fıtığı oluşumunda nedenlerinden biridir. Sabit pozisyonda, masa başında ve bilgisayar başında çalışanlarda sık görülür. Her dinç insanın hayatında düzenli spor yer alması gerektiği gibi bu alıcı egzersiz düzeni olanların bilhassa uyumlu spor yapmaya yük vermeleri gerekir. Ayrıca ani hareket yapmaktan kaçınmak gerekir. Cisim dengesini ve ağırlığın dengesini sağlamadan siklet kaldırılmamalı, ani dönüş gibi zıt hareketler yapılmamalıdır. Bilgisayar başındayken, televizyon izlerken, otururken ve yatarken boynumuzu hatalı pozisyonda tutmamalıyız. Uzun süren bu hatalı pozisyonlar boyun kaslarına ve sinirlere hasar verebilir. Yatarken uygun yastık seçmeli, bilgisayar ve televizyon aleyhinde dürüst duruş sergilemeliyiz” dedi.

Bel fıtığı hakkında da bilgiler veren Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun, şunları söyledi, “Beş adet omur ve bu omurlar arasındaki adeta titreşim azaltan parça görevi görebilen diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesini oluşturur. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki disklerin içi jelatin kıvamında yaklaşık yüzde 70- 80 oranında su içeren bir sıvı ve dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur. Vakit içinde bu disklerin içindeki değişken oranında azalma ortaya çıkarak daha önceden kırılmayan kopmayan vasıftaki disk içeriği kuruyarak kırılabilir, kopabilir bir şekle gelir. Tekrarlayan hareketler, fazla zorlanmalar, duruş bozuklukları ve uygunsuz pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı bahşedilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıda dürüst uzanır. Bunun sonucunda suyunu kaybetmiş, bozulmuş jelatinöz akışkan madde haricen doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara zorlama yapar.

Diskin kapsülündeki yırtılmaların olduğu dönemlerde hastalar zaman zaman olan bel ağrılarından şikayetçidirler. Bunların çoğu hiçbir tedavi görmeden yalnızca yatak istirahati ile bile düzelebilir. Fakat rahatsızlık daha da ilerleyince bacağa dışarı giden sinirleri sıkıştırır ve hastalarda bu dönemde daha fazla but ağrısı ön plana geçer. Sinir lifleri de benzer elektrik kablolarına benzerler, çoğunlukla daha dışta yüzeye yakın olan lifler duygusal taşıyan liflerdir. Daha derinde olanlar ise hareketi yaptıran lifleridir. Hastalarda bacağa gelen sinirde, çıkmış olan disk tahrişe yol açınca ilk olarak o sinirin duygusal taşıdığı bölgede sancı duyulur. Olay ilerleyip şehvetli içeren liflerde hasar olursa o bölgede uyuşma (duyumsuzlaşma) ortaya çıkar, eğer hala bu aşamada da hasta çare edilmez ise hareketi yaptıran liflerin de etkilenmesi neticesi hastada kuvvet kaybı ortaya çıkması kaçınılmazdır. Daha fazla genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür”.

Bel fıtığının en kayda değer belirtisinin bel ve ayak ağrısı olduğunun altını çizen Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun,

“Ilk Olarak belde oturmuş olan sancı sonradan bacağa yayılır. Çoğunlukla tek taraflıdır. Taraf değiştirebilir ya da karşılıklı olabilir. Bazen hastalar yalnızca üçgenin taban olmayan kenarı ağrısı ile kazanç. Ani bir zorlanma ya da zıt hareket yoksa ağrı daha önce birkaç kez tekrarlamıştır, tedaviyle veya tedavisiz düzelmiştir. Hastada ayrıca bacakta duyumsuzlaşma, bel hareketlerinde kısıtlanma görülür. Öksürme, hapşırma, uzun süreli oturma, otomobil yararlanma, öne dürüst eğilme, ağrıyı arttırır. Antisiyataljik postür denilen ağrıyı azaltmak amacı ile belin bir tarafa içten eğilmesi sık rastlanan bir bulgudur. Sızı hafif, orta veya şiddetli olabilir. İleri vakalarda etap kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir. Fazla nadiren bacaklarda özellikle iç taraflarda (iki taraf) his kusuru ve idrar yapamama veya idrar kaçırma görülür. Bu durumda hasta şu anda ameliyata sevk edilmelidir” dedi.

Bel fıtığının tedavi yöntemlerinden de bahseden Op. Dr. Kerim Kenan Coşkun, “Kısa süreli yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Yatak sert ve akıcı olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Bacaklar karına çekik tabi yatar pozisyon (başlıca rahmindeki cenin pozisyonu) en iyi dinlenme şeklidir. ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan hap kullanılabilir. İlaç ve istirahat tedavisine rağmen şikayetleri devamlı hastalarda fizik çare ve rehabilitasyon hastaların büyük çoğunluğunda şikayetlerin geçmesine asistan olur.

Bütün hastalara bel koruma prensipleri ve hastalığın aşamasına tarafından egzersizler gösterilmelidir. Hastalarda idrar-gaita tutamama ve ilerleyen güç kaybının olması durumunda hiçbir diğer çare yöntemi ile süre kaybetmeksizin ivedi ameliyat yapılmalıdır. Yine tüm analjezik tedavi yöntemlerine karşın ayak ağrısı geçmeyen hastalarda da cerrahi müdahale geciktirilmeden uygulanmalıdır. Bunların dışarıya kalan hastalarda yapılan bütün öteki tedavi yöntemleri denenmesine rağmen bacak ağrısı geçmiyorsa ve bu bacak ağrısı kişinin jurnal hayatını etkileyecek düzeyde ise yeniden cerrahi tedavi düşünülür” açıklamalarında bulundu.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.