DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Bitki bazlı beslenme pandemi ile birlikte ivme kazandı

Bitki bazlı beslenme pandemi ile birlikte ivme kazandı
02.03.2022
315
A+
A-

Vegan ve vejetaryen besin çeşidi benimseyen insan sayısı gün geçtikçe artıyor. Gerek hayvan hakları gerek karbon bacak izinin azaltılması namına belli duyarlılıklarla seçim edilen bitkisel bazlı beslenme ayrıca önümüzdeki yıllarda çoğalan nüfusun besin ihtiyacına da çare olarak düşünülüyor. Her ne dek sağlıklı olduğu konusunda tartışmalar devam etse de yiyecek sektörü son yıllarda vegan ve vejetaryenlere yerinde olan nebati bazlı ürün piyasasına da bu anlamda süratli bir antre yaptı.

Araştırmada yiyecek sektörünün sahiden bu şekilde bir yol alması yalnızca vegan ve vejetaryen besin çeşidine sahip tüketicilere varmak değil son yıllarda özellikle pandemi ile birlikte insanların nebati bazlı ürünleri daha sağlıklı bulgu düşüncesi olarak belirlendi.

Bitkisel bazlı gıda sektörünü değer biçmek için Türkiye Vegan Derneği’nin V-Label Almanya Ofisi göre yapılan Proveg International raporu da tüketicilerin bundan böyle korona virüs ile birlikte vegan-vejetaryen beslenme çeşidine yöneldiği doğrultusunda sonuçları ortaya koydu. Büyük ülkelerin et, süt, peynir gibi hayvansal proteinlerin yerini alacak olan alternatif bitkisel bazlı proteinler için kayda değer yatırımlar yapıldığının aktarıldığı raporda hem küresel tüketicilerin yüzde 76’sı virüs nedeniyle daha dinç yeme ve içmeye yöneldiği saptandı. Ayrıca bu tüketicilerin de yüzde 27’sinin et dahil bütün gıdalarda nebati bazlı seçenekleri tercih ettiği vurgusu yapıldı. İngiltere, ABD, Almanya ve Latin Amerika gibi büyük ülkelerdeki oranların örnek gösterildiği araştırmada son yıllarda tüketicilerin yüzde 32’sinin vegan beslendiği ortaya çıktı.

“Vejetaryen beslenmeye doğru bir dönüş var”
Vegan-vejetaryen gıda çeşidi ile ilgili olarak en fazla merak edilen “ne kadar sağlıklı” sorusuna karşılık değerlendirmelerde bulunun İstanbul Arel Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Fitnat Şule Çakar bu gıda tarzının yeni konuşulsa bile birincil çağlardan beri var olduğunu aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Fitnat Şule Çakar yine de son zamanlarda özellikle vejetaryen beslenme alışkanlıklarının arttığını açıklama ederek, “Dünya geneline baktığımızda vejetaryen beslenme ilk çağlardan beri var yani yeni bir beslenme tarzı yok. Kişilerin nebati bazlı beslenmeyi tercih etmesinin farklı nedenleri var, bir takım gruplar dini inançları gereği, bazıları hayvan haklarının korunması için bu gıda çeşidine yöneliyor. Lakin son zamanlarda bilhassa dinç olduğu düşüncesi ile bu beslenmeye yönelen ırk var. Yani görüyoruz ama farklı alanlara yönlendirilmiş nedenlerle vejetaryen beslenmeye dürüst bir dönüş var. Bugün baktığınızda sürdürebilir besin fazla manâlı bir konu. Besinlerin elde edinmesinde, çevreye asgari hasar veren, suyu en az kullanan besinlere döndüğümüz için vejetaryen beslenmeye içten bir kayma laf konusu. Artışın nedeni yalnızca sağlıklı gıda yok de hayvansal kaynaklı besinlerdeki fiyat artışı ya da bulamama gibi nedenlerden de olabilir. Esas kayda değer olan isteyerek bu beslenme şeklini tercih etmek. Eğer böyle besleniliyorsa bir takım eklemelerle doğru gıda yapılabilir” dedi.

Et grubunu tüketmiyorsak “baklagil pozitif tahıl” olmalı
Çoğalma nedeninden daha çok eğer böyle bir tercih laf konusu ise besin konusunda uyarı edilmesi gerekilen bazı noktalara da uyarı çeken Dr. Fitnat Şule Çakar, “Bunun da bazı kuralları olduğunun bilinmesi, tatmin edici ve dengeli besin namına küçük beslenmeye ait denklemelerin yapılması gerekiyor. İnsanoğlunun hayatta kalabilmesi için enerji gereksinimi dek besin ögelerine de ihtiyacı var. Hayvansal besinlerden ayrıca enerjimizi hem de proteinlerimizi sağlıyoruz. Hem demir minarelinin de iyi kaynağını özellikle et grubundan alıyoruz. Eğer biz hayvansal beslenmeden uzaklaşıp nebati beslenmeye kayıyorsak hayvansal besinlerden aldığımız proteini bitkisel besinlerden almamız gerekiyor. Burada da ne yapıyoruz, mesela et yedikleri zaman etteki proteininin yüzde 98’ini veya yumurta yedikleri süre yüzde yüzünü kullanıyorlar. Biz de nebati kökenli besinleri bir araya getirerek protein kalitesini yükseltmeye gidiyoruz. En fazla kullandığımız da bu konuda kuru baklagil artı tahıl karışımları. Örneğin bizim en fazla sevdiğimiz ezogelin çorbası buna örnektir. İçinde keza kuru baklagil var hem tahılı var. aynı zamanda nohutlu pilav da ulusal yemek yemek sayılır en sevdiklerimizdendir. Onda da kuru fasulye ve pirinç, baklagil ve tahıl karışımı olur. Bunları yediğimizde ete denk proteinler almış oluyoruz. Bir açığımız demirde kalıyor, hayvansal kaynaklı bilhassa kırmızı etteki demir karoser kadar alındığında iyice kullanılıyor. Demirin iyi kaynakları etler diyoruz, bitkilerde de demir var. Örneğin ıspanak. Tamam, ıspanak gibi yeşil yapraklı bitkilerde demir fazla fazla var ama vücuttaki emilim oranı düşük. Onun için o demiri alırken onların emilim oranını arttıracak şekilde bir besin programı içerisinde verilmelidir” şeklinde örnekler vererek nebati bazlı gıda tercihlerinde dinç olunmasına namına önerilerde bulundu.

Türkiye’de protein değil anemi problemi yaşanıyor
Toplumsal olarak besin tarzına da değinen Şule Çakar, Türkiye’de farklı alanlara yönlendirilmiş nedenlerle etten alınmayan demirden nedeniyle kansızlık probleminin çok pozitif olduğunu söyleyerek sözlerine şu şekilde devam etti;
“Vejetaryen gruplarda bizim en büyük problemiminiz yükselme ve gelişme dönemlerinde ya da hamilelik gibi özel fizyolojik durumlarda yani protein gereksinimin arttığı zamanlarda sıkıntılıyız. diğer taraftan anemi konusunda. Biz zaten gıda şekli olarak daha dinç almak adına bütün yeterli ve dengeli beslenme önerilerimizi Akdeniz diyeti dediğimiz çerçevede yapıyoruz. Oluşturulan besin piramidinde en altta yani maksimum tahıllar ve kuru baklagiller vardır. Onun üstünde meyve sebzeler var. Ondan sonradan da yağlara gidiliyor. Yani zaten dünya genelinde hayvansal gıdaların tüketiminde bir azalma var. Lakin Türkiye şartlarına baktığımızda protein ihtiyacı çok pozitif gözükmüyor. Bilhassa anne sütünden dolayı karşılayabiliyoruz. Esas sıkıntımız protein yok çünkü kuru baklagil-tahıl kullanımını beraber kullandığımız için kalitesi yüksek almış oluyoruz. Bizim ülkemizde sorun daha çok kansızlık. Bilhassa de kadınlarda, doğurganlık çağındaki kadınların anemi olması doğacak çocukların da anemili doğmasına neden olur. Hem beslenmeyi bir tüm içerisinde değerlendirirsek zaten biz başlıca vejetaryen beslenen bir toplumuz.”

En azından süt ve yumurta kaliteli beslenme için şart
Uzmanlar olarak “en iyi” gıda olarak adlandırdıkları gıda tarzını da aktaran Şule Çakar, “Örneğin dini inançlar sebebiyle vejetaryen beslenenler ölü hayvanın hiçbir şeyini yemezler lakin hayatta iken süt ve yumurta gibi ürünlerini rahatlıkla kullanıyorlar. Besin açısından baktığımızda en iyi gıda tarzı bu. Yani tamamlanmış et yemeyelim lakin en azından süt ve yumurtayı alırsak beslenmemiz daha nitelikli olacaktır” dedi.

Ekmek yemeyin diye bir şey değil
Besin konusunda çok artı hatalı bilginin aktarıldığı konusunda da uyarılarda bulunan Çakar son olarak sözlerini şöyle sonlandırdı, “Besin ile ilgili daha açık konuşmak gerekirse hangi konuda olursa olsun herkesin içten bilgiyi almaya hakkı var. Bazen görüyoruz mesela bizim esas besinimiz ekmektir. Ekmek yemeyin diye bir şey yok. Beyaz ekmek yemeyelim işlenmiş fakat bütün buğday ekmeği yiyelim. Çünkü posası var, vitamini, mineralleri var ve bunlar bizim için önemli. Örneğin, pirinç yemeyelim bulgur yiyelim. Bu stil spekülasyona girmeden dürüst kaynaklardan içten bilgiyi almalıyız.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.