DOLAR 7,4755
EURO 8,8596
ALTIN 466,40
BIST 9,5757
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Gök Gürültülü

‘Gebelikte bulantı ve tansiyonu hafife almayın’

‘Gebelikte bulantı ve tansiyonu hafife almayın’
02.02.2020
27
A+
A-

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Yaprak, hamilelikte gelişen karaciğer hastalıklarına dikkat çekti. Hamilelikte artan hormonların vücutta bazı biokimyasal ve fizyolojik değişikliklere sebep olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Onur Yaprak, bu değişimlerden karaciğerin de etkilendiğini söyleyerek şu bilgileri paylaştı:

“Gebelikte karaciğer hastalıklarının görülme sıklığı, yüzde 3 civarında seyrediyor. Bu süreçte karaciğer hastalıkları var olan bir hastalığın alevlenmesi ya da doğrudan gebelikle ilişkili olarak ortaya çıkabiliyor. Hamilelikte gelişen karaciğer hastalıkları hem bebeğin hem de annenin sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabilir.”

“Erken teşhis hayat kurtarır”

Gebelikle ilişkili karaciğer hastalıklarının yüksek tansiyon ile seyreden ya da seyretmeyen olarak 2 gruba ayıran Prof. Dr. Yaprak, “Hipertansiyonla seyreden grupta preeklampsi, eklampsi, HELLP sendromu ve karaciğerin akut yağlanması yer alır. Hipertansiyonsuz seyreden grupta ise hiperemezis gravidarum ve intrahepatik kolestaz hastalıkları bulunur. Gebelikte gelişen karaciğer hastalıkları anne ve bebeğin hayatını tehdit eder. Erken ve doğru teşhis ile birlikte tedavinin vakit kaybetmeden başlatılması gerekir. Bazı durumlarda acil doğumun sağlanması gerekebilir.” diye konuştu.

“Ödem ve baş ağrısı sorunun habercisi”

Halk arasında gebelik tansiyonu olarak bilinen ‘preeklampsi’nin hamilelerin yüzde 5 ila 10’unda gözlendiğini belirten Yaprak, açıklamasına şöyle devam etti: “Tansiyon yükselmesine idrarda protein kaçağı ve ödem eşlik eder. Preeklempsi olan hamilelerin yüzde 20 ila 30’unda karaciğer enzimleri de artar. Şiddetli olması durumunda anne ve bebeğin hayatına tehdit oluşturur ve acil doğum gerekir. Eklampsi’de ise ilave olarak baş ağrısı, nöbet geçirme gibi nörolojik sorunlar da vardır. HELLP sendromu, preeklempsi olan gebelerin yüzde 10 ila 20’sinde gelişir. Bu durum her bin gebenin 2 ila 6’sında gözlenir. Trombosit ve alyuvarlarda yıkım da mevcuttur. HELLP sendromu olan gebelerin ortalama yüzde 1’inde karaciğerde şiddetli kanama gelişir. Kılcal damar düzeyinde pıhtı oluşması en önemli nedendir. Ciddi durumlarda anne ve bebeğin hayatını kurtarmak için acil doğum gerekebilir. Doğumdan 2 hafta sonra kan tahlilleri normale döner.”

“Organ nakline kadar gidebilir”

Anne karnındaki bebekte genetik bir sorun sonucu gelişen enzim bozukluğuna bağlı oluşan akut karaciğer yağlanması hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Onur Yaprak, “Bu durumda organlarda küçük yağ damlacıkları birikir. Karaciğerin yanı sıra böbrek fonksiyonlarında bozulma da eşlik eder. Tedavisinde acil doğum gereklidir. Doğumdan sonra genellikle karaciğer hasarı normale döner ama şiddetli vakalarda karaciğer yetmezliği gelişirse ve doğum sonrası düzelmezse karaciğer nakli gerekebilir. ABD’de son 20 yılda bu nedenle yapılan karaciğer nakli sayısı 18, Avrupa’da ise 11’dir.” açıklamasını yaptı.

“Kaşıntı varsa tahlil isteyin”

“Gebeliğin ilk üç ayında gelişen, şiddetli bulantı, kusma, kilo kaybı ve elektrolit bozukluğu gibi bulgulara ilerleyen hiperemezis gravidarum binde 3 ila yüzde 2’sinde görülüyor.” diyen Prof. Dr. Yaprak, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu durumdaki gebelerin yarısında karaciğer testlerinde bozulma gözlenir. Ancak bulantı ve kusmaların zamanla geçmesiyle beraber karaciğerde kalıcı hasara yol açmaz. Kaşıntı ile beraber bazen sarılığa da yol açan ‘intrahepatik kolestaz’ gebeliğin ikinci yarısında gelişir ve genellikle doğumdan sonra kaybolur. Kan tahlillerinde karaciğer testlerinde, bilirubinlerde ve safra asid düzeyinde yükselme saptanır. Kaşıntı gebelikte genellikle hormonal değişikliklere bağlı olarak cildin kuruması neticesi sıkça görülür. Karaciğerde kolestaz dediğimiz safranın akışında bir bozukluk geliştiyse artan safra tuzlarının ciltte birikimi kaşıntıya yol açar. Tedaviye safrayı sulandırıcı ilaçlar başlanır. Bu hastalık gebelerin binde 1 ile yüzde 1′ inde gelişir. Hastalığın gelişme nedenleri arasında genetik ve hormonal nedenler suçlanmaktadır. İlk gebeliğinde kolestaz gelişen annelerde diğer gebelikte de kolestaz gelişme riski yüksek olur. Anne de doğumdan sonra karaciğer testleri normale döner ancak bebekler açısından risk daha yüksektir. Erken doğum, düşük kilolu doğum, doğum sırasında solunum sıkıntısı ve hatta ölü doğum mevcut risklerdir. Gebelikte safra kesesinin hareketlerinin yavaşlamasına ve kolesterol yükselmesine bağlı safra kesesinde taşları gelişme oranı artar.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.